28 Temmuz 2010 Çarşamba

Young Boys:2 - Fenerbahçe:2

Bende dahil olmak üzere bütün Fenerbahçelilerin skor dışında hatırlamak dahi istemedikleri bir gece oldu.Konuşulacak yazılacak çok bir şey yok.Ağustos sıcağında,suni çimde hemde eksik kaldıktan sonra zaten çok fazla bir şey beklemiyordum ama bu kadar kötü oyunun hiç bir şekilde bir mazereti olamaz.

Sahada ne yaptığını bilen bir kaç futbolcu vardı.Stoch,Volkan birazda Emre ve Alex'i ekleyebiliriz bu isimlere.Fakat onun dışında sahada mahalle takımı gibi bir takım vardı.Umarım yönetimde takımda eksikliğin ortasaha ve defansın ortasında olduğunu net bir şekilde görmüştür.Lugano ve Gökhan Gönül gelince defans biraz toparlanır ama Selçuk ve Christianla sezonun geçmesi mümkün değil.Eğer bu eksikler giderilmezse bu sezon yine çok saç baş yolarız.

Kazım'a söylenecek söz yok.Aykut Hoca'da maç sonunda diyecek bir şey olmadığını kendisiyle konuşacağını söyledi.Oynadığın bölge Fenerbahçe'nin en alternatifli bölgesi.Yeni alınan Dia,Deivid,Mehmet Topuz hatta Özer sağ açık oynayabilir.Fakat sen bir şekilde forma şansı bulduğun maçta bu kadar amatör davranıyorsan bu takımda yerin olamaz.

Unutmak için uyumak lazım bu maçı.

22 Temmuz 2010 Perşembe

ARDA TURAN OLAYI

Arda tartışılmaz bir şekilde Türkiye'nin en yetenekli oyuncusu.Müthiş bir özgüveni var.Belki de bu nedenle çok fazla kimseye nasip olmayan bir şekilde Galatasaray'ın kaptanlığını çok genç yaşta aldı.Fakat kaptan olmanın gereklerini ne kadar yapabiliyor ya da ağırlığını kaldırabiliyor mu tartışılması gereken şey bunlar.Ben her ne kadar bu karaktere sahip olduğunu düşünsemde kaptan yapılmasa ve bu sorumluluklar olmadan sadece futboluna odaklanabilse çok daha farklı bir futbolcu tipi izleyeceğimize inanıyorum.

Özellikle Adnan Polat tarafından kaptanlığın kendisine çok iyi niyetle verildiğini düşünmüyorum.Arda ilk yılından beri sürekli transferi konuşulan ve şuan Türkiye'de piyasası en yüksek olan oyuncu.İyi bir bonservisle koparılma ihtimali çok yüksek ve geçen yıl kaptan yapılarak bu riskin önüne geçildiği ortada.Aynı zamanda bir takımdan oyuncu almakla aynı takımın altyapısından yetişen ve özellikle kaptanlığını yapan bir oyuncuyu transfer etmek çok farklı olaylar.Çünkü kaptan olduğu an aidiyet duygusu ön plana çıkıyor bu da transferde ısrarcı olan klüpler için otomatik olarak fiyat artışı demek.Kimse Adnan Polat'ın bu hesaplar içinde olmadığını söyleyemez.Zaten kendisi de asla Arda'nın transferiyle ilgili olumsuz konuşmayarak ve hep açık kapı bırakarak bu planların kafasında olduğu açıkça belli ediyor.

Dün yaşanan olaylarda Arda kaptan olmasa aynı şekilde davranır mıydı?Yoksa dönüp gider miydi?Bunu bilmek şuan imkansız.Tek bildiğimiz Arda'nın karakter olarak bu tip olaylara yatkın olduğu fakat kaptan olmasa aynı duyguları taşır mıydı orası tartışılır.Şuan için en doğru seçenek yurtdışına transferi görünüyor.Arda üzerindeki Galatasaray formasını çıkardığı zaman diğer rakipler tarafındanda sevilecek bir karaktere sahip.Sadece çok kolay etki altında kalıp ani kararlar verebiliyor.Sıcak,esprili ve en önemlisi samimi bir insan profili çiziyor.Bu da insanlarda yanlış yaptığı zamanlarda bile bir koruma içgüdüsü oluşturuyor.Fakat burada sürekli bir taraf olduğu için,hatta kendi taraftarlarının dahi ıslıkladığı,kutuplaşmalar arasında kalmış bir kaptan olarak esas işine yani saha içine çok fazla konsantre olamadığını düşünüyorum.Özellikle yurtdışında başarılı olması durumunda tüm Türkiye tarafından sahiplenileceği çok açık.Umarım bu yıl ya da bir sonraki yılda çok fazla tadı kaçmadan ve hala gelişmeye açıkken oyun stiline uygun bir takımda tüm Türkiye'yi temsil eder.Medya ve taraftarlar tarafından çok üzerine gidildiğini söyleyenlere ise sadece Colin Kazım diyorum.

Fenerbahçe:1 - Galatasaray:0

Her derbi maçın ayrı bir hikayesi vardır.Kimi rakipler arasında etnik,din veya sınıf ayrımı olduğunu biliyoruz.Ya da bazı rakipler arasındaki maçlar ne olursa olsun her zaman bol gollü geçer ve iyi futbol oynanır.Fakat bizim derbilerimizde bu iki özellikten de bahsetmek mümkün değil.Eğer bir hikayesi olacaksa bu sadece bir tarafın sürekli kazanması şeklinde bir hikaye olabilir.Öncelikle kaybeden taraf açısından bakacak olursak gerçekten sinir bozucu bir mağlubiyet.Belki 10 kişi kalan taraf Galatasaray olsaydı kabullenmesi daha kolay olabilirdi.Fakat hemde eksik kalmış rakibe ve bariz bir seyirci avantajının olmadığı bir sahada bile yenilmek akıllara ''peki ne zaman kazanacağız'' sorusunu getiriyordur.

Fenerbahçe mevcut oyuncu kadrosu ve oyun düzeniyle teknik direktörü kim olursa olsun ya da hangi takımla sahaya çıkarsa çıksın derbi maçlarında her zaman favoridir.Maçta bunun avantajını eksik kalmasına rağmen sonuna kadar kullanmasını bildiler.Ne sahada bulunan oyuncular ne de maçı izleyen kimse Galatasaray'ın sabaha kadar oynansa gol atamayacağını biliyordu.Evet net pozisyonlar buldular belki fakat sahadaki oyuncu da inanmadan vurduğu için kale ağzında bile olsa top girmek istemedi.

İki takımında çok hazır olduğu söylenemez.İlk yarı dengede bir oyun oldu.Fakat eksik kalmanın etkisiyle ikinci yarı daha çok Fenerbahçe sahasında geçti.Fakat savunma bloğunun uyumu ve İlhanla Bekir'in iyi performanslarıyla topun rakipte olması aynı şekilde pozisyon zenginliğine dönüşmedi.Alex çıkana kadar kontraatak kovalayan takım o olmadığında bunu denemedi bile.Sahanın en iyi oyuncuları Stoch ve Arda Turandı.Kendi taraftarları tarafından bile tembel olduğu için eleştirilen Arda yaz boyunca çalıştığını attığı 2 güzel frikikle gösterdi.Belki dün gol olmadı fakat ligde gol yapacak pozisyonlarda bulacaktır.Stoch ise daha farklı tipte bir oyuncu.Öncelikle çok hızlı.Uzun zamandır Fenerbahçe'de hiç kimsede olmayan bir hıza sahip.Aynı oranda teknik ve topa hakim.Top sürerken ayağından açmıyor ya da stop ederken ayağından uzaklaşmasına izin vermiyor.İyi bir ilk dokunuşu olduğu için topu aldığı anda rakibine göre avantajlı pozisyonda oluyor.Bu da çok kolay adam geçmesini sağlıyor.Henüz Dia'yı görmedik fakat en az Stoch kadar iyi çıkarsa kanatlarda çok aktif olacakları kesin.

Galatasaray'da Cana çok eleştiriliyor fakat savunmanın önünde oynayan bir ön liberodan daha ne bekliyorlardı anlamak mümkün değil.Sonuçta o bölgeye aldığınız oyuncu Makalele,Viera tarzı fark yaratan biri değilse aşağı yukarı yapabilecekleri bellidir.Kimsenin beğenmediği Christian dün biraz kıpırdadığında bile nasıl etki ettiği ortada.Şuan transferlerini çok abartmanın zararlarını yaşıyorlar.Yoksa Cana kötü bir oyuncu değil ama şuan hazırda değil.Takıma alıştığı ve maç temposunu kazandığı zaman faydalı olacaktır.Fakat öncelikle taraftar oyuncunun oynadığı mevkiinin gereklerini ve özelliklerini bilerek ona göre beklenti içine girerse eminim iki taraf içinde daha sağlıklı bir ilişki olacaktır.Yoksa hayal kırıklığı yaratabilir.

Maçın hakemi gerçekten çok kötüydü.Belki de biz Türkiye'de ne olursa olsun oynatmaktan yana tavır alan hakemler yüzünden kötü olduğunu düşündük.Fakat diğer taraftan bu zihniyetle ülkemizde çoğu maç tamamlanamaz.Aslında Ali Koç'un dediği gibi bu hakem Denizli maçında olsa her şey çok farklı olabilirdi.Ama yinede bu hakemi gördükten sonra kendi adıma Türk Hakemlerini çok fazla eleştirmeyeğime söz verebilirim.Sonuç itibariyle kazanan tarafın çok fazla sevinmeyeceği kaybeden içinde fazla üzüntü yaratmayan bir maç oldu.Güzel bir lig bizi bekliyor.

18 Temmuz 2010 Pazar

KOCAMAN BİR BAKIŞ

Fenerbahçe sezon başı yaptığı 2 hazırlık maçını da kaybetti.Henüz tek bir resmi maç bile yapmadan Aykut Hoca'nın istifası tartışılmaya başlanmış bile.Tabi bunlar Fenerbahçe taraflarının çok alışık olmadığı durumlar değil.Sonuçta takım kupada final oynamış ligde son maçta şampiyonluğu kaybetmişken ve diğer büyük rakiplerinin bu iki kupada esamesi bile okunmazken hocası tartışılan tek takım olmayı başarabilmiş Fenerbahçe için şaşılacak bir şey yok.Kimse Rijkaard ya da Denizli gitmeli demedi fakat bu iki değerli insanın takımlarına 10'ar puan fark atan takımın hocası gitmeliydi.Hatta olayı hiç gelmemeliydi diye İsa'nın doğuşuna kadar götürenler oldu.

Öncelikle adı üstünde hazırlık maçı.Kesinlikli skorun önemli olmadığı bir dönem hatta belki de futbolda tek dönemde diyebiliriz.Muhtemelen Aykut Hocada hepimiz gibi amatör lig takımlarıyla oynayıp 8-10 gol atmayı biliyordur.Ama o tercihini eksiklerimizi daha rahat görebileceğimiz ciddi rakiplerle oynamaktan yana kullandı.Bugüne kadar sürekli Hoca'nın tercihi saygı duymak lazım zırvalıklarını bolca kullanan medya nedense bu tercih sahipleri Fenerbahçeli olduğunda aynı saygıyı göstermekten imtina ediyorlar.

Fenerbahçeli kimliğiyle Ankaraspor,İstanbulspor gibi takımlarda teknik direktörlük yaparken yere göğe konulamayan Aykut Kocaman'ın teknik direktörümüz olunca bir anda yetersiz olduğu konuşulmaya başlandı.Neye göre kime göre yetersiz.Ben ve benim gibi Aykut Kocaman sayesinde,onun şampiyonluk getiren golleriyle Fenerbahçeli olmuş milyonlar için Aykut Kocaman en doğru tercih.Bu işin duygusal yönü fakat çalıştırdığı takımlarda bence gösterdiği başarılı performansla resmi maçlar başladığında kendisinin teknik ve taktik anlamda da Fenerbahçe'ye yakışır bir teknik direktör olduğu ortaya çıkacaktır.Bugüne kadar sadece üzerinde Fenerbahçe armasını taşıdığı için bu formaya yakışmayan nice insanı sonuna kadar destekledik.Bugün sadece üzerinde değil kalbinde Fenerbahçe'yi yaşayan Aykut Kocaman'dan daha fazla desteği hakeden bir teknik direktör gelmemiştir.

Hep destek,tam destek...

16 Temmuz 2010 Cuma

GUTİ BEŞİKTAŞTA (MI)?

Öncelikle transferin tam olarak kesinleşmediğini bir kenara yazmak lazım.Fakat bu kadar olaydan sonra açıkcası ben olmayacağına pek ihtimal vermiyorum.O yüzden yorumlarımızı Guti'li Beşiktaş üzerine yapabiliriz.Sonda söyleyeceğimizi başta söylemek gerekirse genelde rakip takım taraftarları tarafından yaşı ya da daha önce bir kaç sezon dışında düzenli ilk 11 oyuncusu olmaması gibi negatif yönleri öne çıkartılmaya çalışılsada Guti net bir şekilde Türk Futbol tarihinin en büyük transferlerinden biridir.Ayrıca sadece kağıt üzerinde değil sahada da bunun hakkını sonuna kadar verecek bir oyuncudur.

Fakat Beşiktaş Guti'den gerçekten verim almak istiyorsa Fenerbahçe'nin Alex'e yaptığı gibi takım şablonunu Guti'yi oynatmak üzerine kurmalıdır.En az Guti kadar ses getiren bir transfer olan Quaresma'nında takımda bulunduğu düşünüldüğünde bu şablonun uygulanması biraz zor gibi görünsede Guti ancak bu şekilde istenen oyununu sergileyebilir.Sahada aynı anda Tabata,Delgado,Nihat,Bobo,Quaresma ve Guti'nin olduğu bir takım her ne kadar heyecan verici olsada günümüz futbolunda asla başarılı olamaz.Bu 6 oyuncudan en az 2'si kenarda oturmalı hatta Guti'yi yedeklemesi için bunu sorun etmeyecek bir isim bulunabilirse Delgado ve Tabata'nın takımdan gönderilmesi dahi söz konusu olabilir.

Tabi burada Schuster'in oynatmak istediği sistemde çok önemli.Daha önceki takımlarından takip edebildiğim kadarıyla kendisi atak oynamayı seven ve gelişime açık bir teknik direktör.Bu durumda son dünya kupasıyla beraber yükselişe geçen 4-2-3-1 tarzında bir dizilişle oynayacağını düşünüyorum.Bu durumda santraforun arkasındaki 3 oyuncusunun ortası Guti için en ideal mevkii gibi görünüyor.Quaresma'nında kanat oyuncusu olduğu düşünülürse Nihat'ın sağa yakın bir pozisyon alması ve Bobo'nun ya da yeni alınan bir forvetin ilerdeki 1'i tamamlamasıyla olabilecek en ideal yapı ortaya çıkıyor.Esas sorun bu 4'lünün dışında arka tarafta yapılacak organizasyon.Aslında bunun için yeterli bir kadro olmasına rağmen yabancı kontejyanı yüzünden Beşiktaş bu konuda sorun yaşayacak gibi duruyor.Sanırım bu sorunuda direk ilk 11 çıkabilecek bir Türk oyuncu alarak gidermeye çalışacaklardır.Türkiye piyasasında Beşiktaş düzeyinde oynayabilecek pek fazla oyuncu olmadığı ya da rakip takımlarda olduğu için almalarının imkansız olmasından dolayı buraya yurtdışından bir gurbetçi transferi bekliyorum.

Yazıya Guti ekseninden başlayıp Beşiktaş'ın kadro yapısıyla bitirdik.Bunun nedeni ikisinin birbirinden bağımsız düşünülmesinin imkansız olması elbette.Şuana kadar kabul etmek gerekir ki çok güzel hamleler yaptılar.Bu saatten sonra eğer transferde çok büyük bir hata yapmazlar ve kadro homojen bir yapıda korunabilirse ben Beşiktaş'ın bu yıl gerçekten çok başarılı olacağını düşünüyorum.Harika bir lig bizi bekliyor...

11 Temmuz 2010 Pazar

Viva Espana


Sadece bu güzel adam için İspanya'nın kazanmasını dilemekten başka bir seçenek yoktu.

Fenerbahçe'nin İhtiyacı

Daum döneminin kapanması ve Aykut Kocaman'ın yeni teknik direktör olmasıyla hepimiz yeni sezona daha umutla bakmaya başladık.Öncelikle transferde rotanın Güney Amerika'dan Avrupa'ya dönmesi ardından medyada sürekli adı geçen Hazard,Krasiç,Gyan gibi herkesin sorgusuz sualsiz onaylayacağı isimler bir şeylerin değiştiğine inanmamızı sağladı.Fakat tüm bunlar içerisinde Fenerbahçe'nin en önemli sorunlarının görmezden gelindiğine inanıyorum.Elbette kanat aksiyonlarının ağırlık kazanması için Krasiç ve Hazard iyi isimler ya da Gyan uzun süredir forvette göremediğimiz fizik kaliteyi getirecek bir isim olabilir fakat transferde özellikle Emre'nin yanı bence hala bomboş dururken ya da Lugano'nun olmadığı maçlarda defansta inanılmaz sıkıntılar yaşanırken öncelik bu transferler mi olmalı?

Sezonun sadece son 10 maçında bile Selçuk ve Bilica vasatın biraz üzerine çıktıklarında takımda nasıl bir fark olduğunu hepimiz gözlemledik.Peki bu seviyede bir takım belki de futbolda en önemli alanı yani ortasahasını Selçuğun yılda 10 maç iyi oynama ihtimaline mi bırakmalı?Sürekli sakatlık ya da ceza gibi aksilik yaşamadan Lugano'nun sahada olması ve kendisiyle beraber Bilica'yı da üst seviye konsantrasyonda tutması için dua mı etmeli?

Her ne kadar sürekli adı anılan isimler her Fenerbahçeli gibi beni de heyecanlandırsa da önceliğin ortasahanın merkezi ve stoper olması gerektiğinin bu kadar net ortada olduğu bir transfer dönemi daha yaşanmamıştır.Umarım Aykut Hocada geçen yıl zaten bu takımın içinde olduğu için kısa vadede iyi performanslar alınsa bile uzun vadede Selçukla Bilica'ya güvenilmeyeceğini ve direk ilk 11'de oynayabilecek Avrupa tecrübesi olan 2 sağlam transferle takımın bambaşka bir çehreye bürüneceğinin farkındadır.Ayrıca bu iki transfer Selçuk ve Bilica'nın da takımdan ayrılmadan yedeğe geçmesiyle takımın genel olarak kadro kalitesini arttıracaktır.Bu sayede geçtiğimiz yıl ligin ikinci yarısında Lugano'nun sakat Emre'nin de formsuz olduğu dönemde 5-6 maç üst üste puan kayıplarının olduğu bir dönem tekrar yaşanmayacaktır.

Bende Varım

Özellikle son 1 yılda yoğunlaşan bir şekilde takip ettiğim ve bugün borges baba'nın yazısınında etkisiyle futbol bloglarına bende katılmaya karar verdim.Nasıl veya ne şekilde yaparım ya da yoğun iş temposundan ne kadar vakit bulabilirim henüz bilmiyorum.Sadece artık bende aranızdayım.